Acil durum
Kendine zarar verme düşünceleri, ciddi ajitasyon, ağır uykusuzlukla birlikte kontrol kaybı, psikotik belirtiler, ani davranış değişikliği gibi durumlarda gecikmeden acil yardım alın.
Kış aylarında tekrarlayan depresif belirtiler basit yorgunluk değil; mevsimsel duygudurum bozukluğu nasıl tanınır ve tedavi edilir?
Kış aylarında enerjinin azalması, sabahları uyanmakta zorlanma, daha fazla uyuma isteği ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye yönelme birçok kişi tarafından "mevsimsel yorgunluk" olarak yorumlanır. Ancak bazı bireylerde bu tablo basit bir isteksizlikten daha fazlasıdır. Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu, depresif belirtilerin yılın belirli dönemlerinde tekrarlayan biçimde ortaya çıkmasıyla karakterizedir. En sık sonbahar ve kış aylarında görülür; ancak daha nadir olarak ilkbahar-yaz döneminde de depresif ya da ajite belirtilerle seyredebilir. NIMH, mevsimsel duygudurum bozukluğunda tedavi seçeneklerini ışık terapisi, psikoterapi, antidepresan ilaçlar ve bazı durumlarda D vitamini desteği başlıkları altında ele alır.
Bu bozukluğu yalnızca "kış depresyonu" olarak görmek eksik bir yaklaşımdır. Çünkü mevsimsel özellik gösteren depresif dönemler, majör depresif bozukluk ya da bipolar bozukluk bağlamında değerlendirilebilir. Tanı koyarken kişinin yalnızca havaların soğumasıyla keyifsizleşip keyifsizleşmediğine değil; belirtilerin sürekliliğine, işlevsellik kaybına, uyku-iştah değişikliklerine, umutsuzluk düşüncelerine ve intihar riskine bakmak gerekir. DSM çerçevesinde mevsimsel örüntüden söz edebilmek için duygudurum dönemlerinin yılın belirli bir zamanında düzenli olarak başlaması ve düzelmesi önemlidir; ayrıca bu örüntünün rastlantısal yaşam olaylarıyla açıklanamaması gerekir.
Kış tipi mevsimsel depresyonda tipik belirtiler arasında çökkün duygudurum, ilgi kaybı, enerji azalması, fazla uyuma, kilo artışı, tatlı ve karbonhidrat isteği, sosyal geri çekilme ve konsantrasyon güçlüğü yer alır. Yaz tipi tabloda ise uykusuzluk, iştah azalması, kilo kaybı, huzursuzluk ve irritabilite daha belirgin olabilir. Bu nedenle mevsimsel duygudurum bozukluğu her zaman "çok uyuyan, çok yiyen, yavaşlamış" bir hasta profiliyle gelmez. Özellikle bipolar bozukluğu olan bireylerde mevsimsel geçişler depresyon kadar hipomani ya da mani açısından da riskli dönemler olabilir.
Biyolojik açıdan bakıldığında gün ışığı süresinin azalması, sirkadiyen ritimde kayma, melatonin salınımındaki değişiklikler ve serotonerjik sistemdeki duyarlılık bu tabloyla ilişkilendirilir. Kişi sabah ışığını yeterince alamadığında biyolojik saat gecikebilir; bu da sabah uyanmayı zorlaştırır, gündüz yorgunluğunu artırır ve gece uyku düzenini bozabilir. Bu döngü depresif belirtileri besler. Kuzey enlemlerinde yaşayanlarda, ailesinde depresyon öyküsü bulunanlarda, kadınlarda ve daha genç yaş gruplarında riskin daha yüksek olduğu bildirilmektedir.
Tedavide ilk adım doğru değerlendirmedir. Her kış keyifsizleşen kişiye doğrudan mevsimsel depresyon tanısı koymak doğru değildir. Tiroid hastalıkları, anemi, D vitamini eksikliği, uyku apnesi, madde kullanımı, yas, iş stresi ve kronik hastalıklar ayırıcı tanıda düşünülmelidir. Klinik görüşmede önceki yıllardaki mevsimsel örüntü, belirtilerin başlangıç ve düzelme zamanı, aile öyküsü, bipolarite belirtileri, intihar düşüncesi ve işlevsellik düzeyi ayrıntılı sorgulanmalıdır.
Kış tipi mevsimsel depresyonda ışık terapisi sık kullanılan ve etkili olabilen bir yöntemdir. Genellikle sabah saatlerinde, belirli süreyle parlak ışığa maruziyet esasına dayanır. Ancak ışık terapisi herkes için uygun değildir. Bipolar bozukluğu olanlarda hipomani/mani riskini artırabileceği için dikkatli kullanılmalıdır. Göz hastalığı olanlar, ışığa duyarlılık yapan ilaç kullananlar ve migreni ışıkla tetiklenen kişilerde de hekim değerlendirmesi gerekir. Amerikan Psikiyatri Birliği de mevsimsel duygudurum bozukluğunda ışık terapisi, antidepresanlar ve psikoterapinin tek başına ya da birlikte kullanılabileceğini belirtir.
Psikoterapi, özellikle bilişsel davranışçı terapi, mevsimsel örüntünün yalnızca biyolojik değil davranışsal ve bilişsel yönlerini de ele alır. Kış aylarında aktivitenin azalması, sosyal geri çekilme, "Ben zaten bu mevsimde iyi olamam" gibi beklenti düşünceleri ve uyku-uyanıklık düzensizliği tedavide çalışılabilir. Düzenli egzersiz, gün ışığından mümkün olduğunca yararlanma, sabah rutinini koruma, sosyal temasları planlama ve uyku saatlerini sabitleme koruyucu önlemler arasında yer alır.
Sonuç olarak mevsimsel duygudurum bozukluğu, yalnızca havaların kararmasıyla gelen geçici bir hüzün değildir. Tekrarlayan, işlevselliği bozan ve bazen ciddi depresyon riski taşıyan klinik bir tablodur. Erken fark edildiğinde tedavi edilebilir; hatta bazı hastalarda belirtiler başlamadan önce koruyucu plan yapılabilir. Bu nedenle her yıl benzer aylarda çökkünlük, enerji kaybı ve yaşamdan uzaklaşma yaşayan bireylerde mevsimsel örüntü mutlaka sorgulanmalıdır.